Sağlık

Ketojenik diyete dikkat; kalp krizi ve inme riskini yüzde 40 artırıyor

Düşük karbonhidrat, orta protein ve yüksek yağ içeren diyetler için “ketojenik diyet” kavramı kullanılmaktadır. Ancak daha fazla ve daha hızlı kilo vermek isteyen ya da kilosunu kontrol etmekte zorlanan kişiler tarafından uygulanan “ketojenik diyetler”in insan sağlığına uzun vadeli etkileri bilinmemektedir. Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı olan veya hastalık riski taşıyan kişilerin bu tür diyetleri uzun süre takip etmemelerini tavsiye ediyor. Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Enst. üye Prof. Dr. Özlem Esen, ketojenik diyet uygulamak isteyen kalp hastalarını uyardı.

“MEYVE VE SEBZE İÇERİĞİ AZALIYOR”

Kardiyolog Prof. Dr. Diyetin adını, proteinin parçalanma ürünü olan ketonun vücutta artan yoğunluğunun bir işareti olarak idrarda görülen ketondan aldığını belirten Prof. Dr. Özlem Esen, “Ketojenik diyetler farklı şekillerde uygulanabilirken, ‘klasik ketojenik’ diyetin enerji ihtiyacının %85-90’ı yağlardan, %5’i karbonhidratlardan ve %5-10’u proteinden sağlanmaktadır. Enerji ihtiyacı da yağ asitleri ve proteinler tarafından karşılanır. Ketojenik diyetin temeli olan düşük veya çok düşük karbonhidrat alımı nedeniyle meyve ve sebzelerin vitamin, mineral ve lif içeriği azalır. Ayrıca sebze ve meyvelerde bulunan fitokimyasallardan da kişi mahrum kalır, bu da bağırsakta yaşayan mikrobiyotanın dengesini bozar.

Bağırsaklarda mikrobiyota adı verilen bakterilerin, kısa zincirli yağ asitlerinden tokluk hissi veren hormonların üretimine, kanser önleyici etkisi olan maddelerin üretimine ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye kadar anahtar mekanizmalarda rol oynadığının bilindiğini belirterek, Prof. Dr. Esen sözlerine şöyle devam etti:

Bunun da ötesinde, eğer bağırsaktaki bu bakteriler, ihtiyaç duydukları ‘karbon’ molekülünü bitki karbonhidratlarından alamazlarsa, onu hemen yanındaki bağırsak duvarındaki tabakadan alırlar ve böylece bağırsağı koruyan bu bariyer zarar görür. ve sızdıran bağırsak adı verilen bir durum oluşur. Ketojenik diyet gıdaları doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek, kimyasal kalıntı içeriği, oksidasyonu ve iltihabı arttıran maddelerde yoğundur.

YAĞ KAÇAKTAN YER KAYBI

Son yıllarda yapılan araştırmalar ketojenik diyetlerin hızlı kilo vermedeki başarısının öncelikle düşük yağ kütlesi kaybına bağlı olduğunu göstermiştir. Dr. Özlem Esen, “Yani insanlar önce vücuttaki fazla sıvıyı (ödem), şeker, protein ve gastrointestinal içeriğin depolanmasını kaybederler. Diğer uzun süreli diyetlere kıyasla kilo veya iştah kontrolünde hiçbir fark yoktu. Aslında, az yağlı vegan bir diyetin, obez kişilerde iştahı kontrol etmede özellikle etkili olduğu gösterilmiştir.

YENİ SAĞLIK SORUNU: YAĞLAYICI KARACİĞER İLE KALP HASTALIĞI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Hareketsizlik, fazla kalori ve yetersiz beslenmeye bağlı olarak gelişen karaciğer yağlanması hastalığının günümüzde Türkiye’de görülme sıklığının yüksek olduğunu kaydeden Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen şunları söyledi:

“Türkiye’de her 100 yetişkinden 30’unda karaciğer yağlanması olduğu tahmin ediliyor. Yağlanmanın önüne geçen kronik karaciğer hastalığında (hepatit) en sık ölüm nedeni yüzde 43 ile kalp hastalığıdır. Uzun süreli ketojenik diyetler, yağlı karaciğer hastalığı olan kişilerde faydalı görünmemektedir. Kardiyovasküler hastalığı olan veya yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon riski taşıyan kişilerin ketojenik diyet sırasında kötü kolesterol (LDL) seviyelerinde yüzde 20 artış olduğu belirlendi.

ÖLÜM RİSKİNİ 2,5 KAT ARTIRIYOR

Esen, “Ayrıca 2018 yılında yapılan bir çalışmada bu tür diyetler ile kiloları, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde hızlı değişkenlik gösteren kişilerin ölüm riskinin yaklaşık 2,5 kat, kalp krizi riskinin ise yaklaşık 2,5 kat arttığı bildirildi. atak ve felç yüzde 40 arttı. Bu nedenle, kardiyovasküler hastalık riski taşıyan yağlı karaciğer hastalığı olan kişilerin bu rejimleri uzun süre takip etmeleri önerilmez.

KETOJEN DİYETLERİNİN BAŞLICA YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Ketojenik diyete başlamadan önce sağlık kontrolünden geçmek gerektiğini vurgulayan kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, “Karaciğer ve böbrek fonksiyonları ile kanda kolesterol düzeylerine bakılmalıdır. Özellikle hızlı sıvı kaybını dengelemek için yeterli sıvı alınmazsa vücutta dehidrasyon dediğimiz susuzluk gelişir. Yine yağ oranı yüksek bir diyetle karaciğer enzimlerinde, kolesterolde, trigliseritlerde yükselme ve pankreas hasarı (pankreatit) görülebilir. Sınırda ürik asit seviyesi olan veya diüretik ilaç kullanan kişilerde gut atağı görülebilir. Mineral kaybıyla birlikte kanda magnezyum ve sodyum düşebilir. Uzun vadede kemik yoğunluğunda azalma, böbrek taşları, kalp kasında bozulma ve kalp yetmezliği meydana gelebilir.

Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, teşhis ve tedavi için lütfen doktorunuza danışınız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu